Aşk kaç yaşında hissedilir?
Altı yaşında bir çocuk, evinin balkonunda geçen gemilere bakıp el sallayarak “Acaba hangi gemide benim sevgilim?” diyebilir mi?
Her gece yıldızlara bakıp “Ben hangisinden geldim acaba?” diye saatlerce gökyüzüne dalıp kalır mı?
İçinde bu kadar yoğun bir sevgi yaşarken rüyalarında uçar mı?
Bu dünya benim için hep hayallenme yeriydi, gerçekleri algılamak da hayal kurmak gibiydi. Kendime şaşırıyordum; gördüğüm, hissettiğim güzellikler ruhumu coşturuyordu. Gülücüklü yüzümde, ışıl ışıl gözlerimde umut doluydu—her çocuk gibi.
O yaşlarda ortaya çıktı sanat sevgim; resim ve heykel yeteneğim. Annem de güzel resim yapardı. Babam mobilyacıydı, oyma ustasıydı. Tarihi binaların ahşap kapılarını yeniden onarır, daha ne güzellikler üretirdi.
Ama beni keşfeden, rahmetli canım Atilla dayımdı. O, Türkiye’nin ilk vitrin mankeni imalatını yapan Milano Manken Fabrikası’nın sahibiydi. Heykeltıraş ve manken ustasıydı. Türkiye’nin bütün müzelerine mankenler üretmişti; hâlâ duran eserleri vardır.
Kardeşim, benimle aynı yaşta olan kuzenim ve ben, dayımla birlikte kil çamurundan objeler ve heykeller yapardık. Dayım, üçümüzü yarıştırırdı. Tabii ki ben hep birinci olup dondurmayı kapardım!
En çok kilden heykel yapmayı sevdim, müthiş keyifliydi. Ama resim yapmak daha pratiktir, bu yüzden resme ağırlık verdim ve çok da iyi ettim. İçimdeki öfkeleri, sevinçleri resimlere aktardım. Renklerle dans ettim, adeta onlarla seviştim. Tuvallerin önünde hiçbir şey düşünmeden, o renklerin ahenginde süzülmek beni benden alıyordu.
Hayatla dans ederken müthiş gelişimler, inanılmaz deneyimler yaşadım. Resim yapmak bazen yetmezdi, oturup şiirler, minik hikâyeler yazardım. İçimin coşkusunu resimle anlatamazsam, yazıya dökerdim. İyi ki böyle yapmışım; ruhum sakinleşti, ufkum genişledi ve elbette yaşantıma yön verdi.
Farkındalıklarım bana değişik bakış açıları kazandırdı. İçinde bulunduğumuz dünya, ucu bucağı olmayan bir deneyimler ülkesi… Bir olayı tamamlarken hop, bir diğeri önüne düşer!
Hepsine yetişmek, anlamak, uyum sağlamak insan olabilmenin basamaklarıdır. Çıkmamız gereken çok basamak var—sevgiyle, umutla ve çabayla. Ha gayret!
Hızla akıp giden hayata yetişmeye çalışırken, iş dünyası, özel hayat, büyüyen çocuklar derken inanılmaz bir koşuşturma içinde bir bakmışsın ki yaş kemale ermiş…
Bugün doğum günüm. İyi ki doğmuşum! İyi ki bu dünyaya gelip inanılmaz tecrübeler edinmişim. Hayat sevince güzel demişler; çok doğru! Severek güzelleşmişim ve aynı güzelliklerle, mutluluk ve huzurla ileriye gitmek… Dünyanın bilinmesi, öğrenilmesi gereken duygularını, deneyimlerini keyifle yaşamak ne şahane olacak!
Her zaman söylerim, bana ait bu cümleyi. Tavsiyedir, siz de söyleyin:
Yaşasın kendim!
Füsun Rüyam Deda
