Ya içindesindir çemberin, ya dışında!
Hayat şekillendiriyor bizi, bazen zorluyor. Bugünlerde yaşadığımız her gün gündemle alabora oluyoruz. Rüyamızda görsek hayra yormayacağımız tuhaf, imkânsız ne varsa yaşıyoruz.
Önümüze bakarken ufuk gitgide uzaklaşıyor; yollar çakıl taşıyla değil, mayınlarla dolu. Seke seke yorulduk.
Hep kendimizi yenilemek için şarj ediyoruz, hayal kuruyoruz, dostlarla sohbet ediyoruz, okuyoruz, yazıyoruz. Resim yapıyoruz; mutlu hissetmek adına ne varsa deniyoruz. Günü kurtarsak da ertesi gün ne var ne yoksa yitip gidiyor. El elde, el başta kalakalıyoruz, hop yeniden başladığımız yere dönüyoruz.
Bu hissedişler, bize ait olmayan birçok düşünceyi aklımıza sokuyor ve endişeye gark ediyor. Biraz daha rahat olmak, endişelenmemek gerekiyor; ama nasıl yapacağımızı bilemiyoruz.
Aslında toplumsal korkuların bize yansıması… Sonuçta hepimiz bir bütünün parçalarıyız, aynı şekilde duyumsuyoruz.
Gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu inanılmaz olayların bir an önce bitmesi gerekiyor. Bu kadar çalkantı olmamalı, enerjimizi çalıyor.
Bireysel sağlığımızı korumamız gerekiyor. Azimle direnip ruh sağlığımız için nefes tekniklerini uygulamamız gerekiyor. Sessiz ortamlarda dinlenmemiz, abuk frekanslardan uzak durmamız gerekiyor. Hatta negatif insanları hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor. Bunları yapmalıyız. Kendimizi ve aile bireylerimizi her türlü tehlikeden korumalıyız.
Bu yazım çok çok uzar gider çünkü şu “İklim Yasası” dedikleri anlaşma irdelenmeden kabul edildi. Çok tehlikeli yaptırımları var, acilen geri çekilmeli.
Olan biten her şey hayrımıza olsun. Her işimiz rast gitsin, yolumuz açık olsun diyelim. Özellikle bu Eylül ayında, bol bol dua edelim Türkiye’miz için. Güzel günleri çok özledik.
Füsun Rüyam Deda
17 Eylül 2025
